aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2014 Cuma

Sen Koskoca Gökyüzüsün


Dökemiyorum içimi artık. Yazamıyorum. O kadar çok birikmişsin ki içimde kelimeler yan yana gelip tercüman olamıyorlar onlara. Bana benziyor kelimeler bende sana bir türlü tercüman olamamıştım ya. Hani hiç senin olamamıştım. Hiç anlayamamıştın beni. İçimde kal sen. Taa en derinlerimde. Bir söz okudum bu gün, yine aklıma sen düştün. Sanki aklımdan çıktığın varmış gibi. Bir kez daha seni andım bugün. Çınladı mı sağ kulağın? Dur bir hatırlayayım ne diyordu sözde? Hah 'Elimde olsa saklamaz mıyım seni kaburgalarımın içinde?' diye bir söz. Oradan çıktığın mı var senin? Kaburgamın içinde kısa kısa ritim tutan yumruk kadar şeyin içine nasıl sığıyorsun harbiden? Sana olan hislerim dağları dünyaları aşarken sen bir yumruk kadar şeyin içinde nasıl geçiniyorsun?

Gökyüzü en çok sana yakışıyor bunu biliyorsun değil mi? Keza her şey en çok sana yakışıyor bende. En çok bende güzelsin sen. En fazla bende varsın. Herkes giyer gökyüzünü ama herkes taşıyamaz senin gibi. Herkes gülemez senin gibi. Bir şey soracağım sana sen Gökyüzünü üstüne mi geçiriyorsun yoksa sen başlı başına gökyüzü müsün? Şimdi fark ettim sen bildiğin gökyüzüsün. Gökyüzüm. Her soluğumda içime dolan, kaburgalarımın içindeki yumruğa dokunan sen o mavisin. Sen mavisin. Açığıyla koyusuyla, ıslağıyla kurusuyla. Sen mavim, benim gökyüzümsün. Her yerde seni görüyorum ama en çok yukarı baktığımda göz göze geliyoruz. O kadar parlak ve temizsin ki utanıyorum senden. Gözlerimi kaçırıyorum. İstemiyorum benimle kirlenmeni.

Sen koskoca gökyüzüsün. Beni görmen imkansız. Görmede zaten. Senin yağmanı istemem. Kokunu toprağa satmanı istemem ben. Seni isterim başlı başına. Kokunu, mavini, gökkuşaklı paraşütünü. Ben seni isterim.



11 Eylül 2014 Perşembe

İncir Kusları

Merhaba arkadaşlar.
Yine ben, Yeni ben diyerek başladığım kitaplardan biri daha. İncir Kuşları. Yalnızlığımı ancak kitaplarla gideriyorum şu sıralar. Özlemimi ve Göz yaşlarımı kitaplara saklıyorum. Okuyun arkadaşlar. Okuyun. Gayet klişeleşmiş bir söz ama okuyun. İnanın, yaralarınız varsa bir nebzede olsa gideriliyor.

İncir Kuşları. Kitabın adı, kapağı, akıcılığı her şeyi güzel. Ne mi anlatıyor? 1992 deki Boşnakların Sırplar la olan mücadelesini anlatıyor. Tarih kitaplarından savaş kitaplarından bir türlü haz almayan ben bir kızın ağzında yazılmış bu kitabı çok sevdim. Çok saf ve temiz bir kızın ağzından yazılmış bir kitap.

Suada, kızın adı Suada. Boşnak bir Müslüman. Tüm suçu bundan ibaret. Boşnak ve Müslüman olması hayatını yokuşa sürdü. Güzelim kız konservatuvarda okuyor. Tüm hayatı parmaklarını üzerinde gezdirdiği piyano. Konservatuvar da okuyan iki genç daha var Suada' ya aşık. Gönlü sadece birinde Sudan' nın. Aşık çocuğa ölesiye. Tarık' a ölesiye aşık. Mukadin ona aşık diğer çocuk. Zalim olan Mukadin. 'Gün gelecek bir gün elime düşeceksin' dedi Suada' nın eliyle onun aşkını iterken. Malesef doğru.

Neyse sizin heyecanınızı da kırmak istemiyorum bu kadarı yeter. Daha fazlası için altını çize çize söylüyorum okuyun.

9 Eylül 2014 Salı

Cebimdeki Bulutlar

Dedim ya ben siyahım. Çekil önümden. 
Ben kara bulutlar zenginiyim. 
Sakın karşıma çıkma. 
Sakın benden siyah bulutlar dilenme. 
Veririm, onu mu esirgeyeceğim senden. 
Sonra ki yağmurların sorumlusu ben değilim, haberin olsun. 
Şimdi al bir parça bulut. 
Nasılsa bende çok var. 
Yağmaz oldu yağmurlarım. 
Çölleşti bulutlarım. 
Güneş arar oldular, gökkuşaklarını hediye paketlerine kurdele yapacak. 
Çift karakterli bulutlarım bile bana küstü. 
Yağmaz oldu onlar bile.
Önce göz yaşlarının sel olup aktığı
Kimisinin yıkandığı
Kimisinin bereket bulduğu
Kimisinin de küfrettiği
Bulutlarım bile bana küstü. 
Yağsın onlarda 
Bedenimdeki tüm zehri yıkasın.
Ruhuma erişebilirlerse 
Onlara da bir kese atsın.
Boşuna taşıyorum onca bulutu cebimde
Sırtıma yük olur oldular
Bana dokunmaz onların hayırları
Sende bir parça al
Merak etme yağar giderler kirpiklerinden
Üzülmeyin hepinize yetecek kadar bulutum var.

29 Ağustos 2014 Cuma

Mavidir Bende Umut


Umuttur benimkisi. Umuttur bende ölümsüz olan. Küçülen, yaşlanan ama ölmeyen. Çok çektiren, peşine düştürüp, süründüren umuttur bende. Sabırsızlığımla başa çıkandır umut. Nereden çıktı bu gereksizin umudun? der dediğin kulağımdan geçer gibi. Belki okursun diye umut ediyorum. Belki beğenirsin. Belki seversin yazıyı, ne malum belki beni de seversin. Belki arkana bakıp görürsün beni. Umut belkidir bende. Hep belki der kendimi avuturum. Sonunda üzülsem de tükenmez belkilerim.

İster misin üç beş sana da vereyim? Gırtlağıma kadar doldum çünkü onla. Mutlu ama tıka basa dolu. Hani çok çikolata yersin ama dahada yemek istersin doyarsın ama tadına doymazsın. Hani nefesiyle helyum çekip bir balon gibi sevincinden uçar giden. Hah işte bende onlardanım. Ben bir balon, bir çikolataseverim. Aslında gerçek anlamıyla ben senseverim. Seni içime çekip sonsuzluğa uçan, seni yeyip doymamak sana, ertesi mutluluğum ben.

Mavidir bende umut. Denizdir. Gökyüzüdür. Bir damlası bile hepsine bedel olan. Avcumla tutamadığım bile deniz diyebildiğimdir. Ciğerlerim bayram ederken gökyüzü diyebildiğim. Ah hepsi bayramlıklarını giydiğinde iki üç çukur kazsa ya umut yanaklarıma.

Bende umut sensindir. Seni beklemektir. Gelmeyeceğini bile bile 'Belki' demektir. Aynı gökyüzüne bakıp, aynı denizi koklamak, aynı suda buruşan ellerimdir. Belki senden bana armağandır. Musluğu açsam senden bana o kadar yol almış bir deniz okşar belki parmaklarımı. Belki şu bizim yıldızımızdır. O değil de senin sayende mi parlak bu yıldız? O ay yoksa sen güneş misin? O bir araç mıdır aramızda? Bana gözlerinin parıltısını böyle mi gönderiyorsun?

Heyecanlandım bak. Çıkagelirsin belki hemen şimdi. Kulağım kapıda. Daha da ileriyi duyuyorum sanki. Parke taşlarındaki topuk çığlıklarını. Bana gelişini. Belki gerçekten geliyorsundur. Belki tekrar bana dönüyorsundur. Ama sanmıyorum yani ben sen olsam gelmezdim. Benim mutluluğum için yapma bunu. Boşver sen kal orda. Mutlu kal. Benden uzakta ama benle kal.

28 Ağustos 2014 Perşembe

Aç Gözünü Aç Gözlü Çocuk


Antidepresan kullanmayalı uzun zaman oldu. Sen gelmeden önce her günün gün ışığında bir kaşık o geçiyordu boğazımdan. Sen çıkageldin o çıkıp gitti. Sen geldin yüzüm gül bahçesine döndü. Sahi niye geldin sen? Niye gelip kendini üzdürme gereği duydun. Hadi geldin diyelim tamam kabul gitmeseydin ya. Kalsaydım yanında. Benden ayrılırken yine peşine düşseydim senin. Kuyruk gibi, görmeseydin beni ama ben senin hep peşinde olsaydım. Arkanda.

Ne lüzum var şimdi o yüzümü kırıştırıp, kaşlarımı çattıran o şuruba. İçmem ki ne dersen de içmem. Bak onsuzda yüzümde tebessüm taşıyorum. Hemde senden kalan bir parça. Senin yüzüme ektiğin o gül tohumlarının yeşermesi bunlar. Pişman değilim, onlarda bende mutlular. Her sabah gözümü açmamla beraber onları suluyorum. Yaprakları genişliyor güneşi görünce. Daha da büyüyorlar her geçen gün. Her geçen gün seni anımsatıyorlar bana. Yanlış anlama özlüyorum yine seni ama üzülmüyorum arkandan. Üzülürsem sadece aklıma geldikçe yüzümü güldüren iyi anılarımızın tekrar yaşanmayacağı.

Her pastahanenin önünden geçerken sen geliyorsun aklıma.Ne zaman kafe görsem köşe başında bahçeli mahçeli, düşüveriyorsun kafamın içindeki okyanusa. İlk sırasındaydı hayal listemizin. Kafe açacaktık beraber, işletecektik orayı. Bahçesi olacaktı minik. Üç beş kedi kıvrılacaktı sandalyenin ayaklarına. Öyle büyükçe değildi bizimkisi kafeler zinciri falan bağlamayacaktık. Sadece bir tane yeter bize ikimizin olan, sadece bir tane. Nerede o beraber yapacağımız rengarenk pastalar? Sahi nerede çatallar? Mumları nereye koydun?

Şu havada uçan kuş mu? Yoksa uçurtma mı? İnanmıyorum uçurtmaya iple gerilmiş bir adam var ucunda. Sakın ha düşme aklıma, sakın. Oturup ağlarım yemin ederim. Tamam tamam. Listenin ikincisini dolduran paraşütle atlamayı sen mi akıl etmiştin ben mi? Hani el ele tutuşup gökkuşağı rengindeki uçurtmaya asılmayı sahi kim akıl etmişti? Bir çocuğun hayaliydi sanırım o uçurtma. İplerini eline doladığı, her rüzgarla muşamba öpüşürken mutluluktan yanaklarındaki çukurları belirginleşen, habire ipini çekiştirdiği uçurtma bir çocuğun hayaliydi değil mi? Bir çocuğun. Yüzüne gül tohumları serptiğin o çocuğun.

Fazla mı hayal kuruyor bu çocuk? Fazla mı ümitleniyor? Fazla mı beklentisi? Bir çocuğa nazaran fazla ama masumca. Gözü hep yükseklerde bu çocuğun, hep tepelerde geziyor o gözler. Diğer çocuklar pasta isterken o her sabah seninle el ele anahtarını gediğinde çevirebileceği bir pastahane kapısı istiyor. Diğer çocuklar sadece elini uçurtmanın ipine dolamak isterken o seninle el ele o ipe dolanmak istiyor. Her şeyi seninle istiyor. Her şeyi hemde.Aç çocuk. Aç gözlü. Doymak bilmeyen. Sana doyamayan o dar ve sıska omuzlu çocuk.

19 Ağustos 2014 Salı

Ben Artık Mimliyim

Selam arkadaşlar.
İlk defa mimleniyorum. Çok mutluyum. Ben ki herhangi birinin sadece bir selam, merhaba  mesajıyla mutlu olan biri böyle bir şey karşısında gururlandım. Evet, o benim. Ben küçük şeylerle mutlu olan bir insanım. Ne kadar keder ne kadar hüzün taşısadam da  hepsinin üstünden gelebilecek bir tebessümüm bir kahkaham vardır.

Her neyse işte mimlendim ya ben hani. Sorularım var cevaplanması gereken. Birisi benimle röportaj yapıyor. o kişi çok tatlı, o kişi bir tebessüm abidesi, o bir Bitmeyen Rüyanın Perisi. Velhasıl ben sorularımı cevaplayayım.



1) Aşk?

Aşk benim için yasak meyve, en sevdiğim ama ondan korktuğum. Yetiştirmedim mi yüreğimin yeşil bahçelerinde minik aşk fidanlarından, elbette büyüttüm onları. Koca bir çınar yaptım sonra biri gelip kesti. O yüzden biraz umutsuzum bu konuda. Her çınarımın devrilmesi beni mahvediyordu. Ama kısmet diyelim. Belki ölümsüz bir çınar yine yeşerir.





2)Hayat?

İşte o varlık, işte o kavram hep çıkmaza girdiğim. Onunla mı olmalıyım, onsuz da olabilirmiyim bilmiyorum. Elimden geldiğince onu yaşamak, onunla gülmek, onunla iyi ki var demek en çok yaptığım şey. Kapatılan kapıların önünde durup 'Hayat' adlı anahtarımla aralıyorum onları. İyi ki var, iyi ki onu yaşıyorum.




3) Umut?

Bendeniz çok pozitif düşünceye sahip kişi her zaman cebimde biraz umut taşırım. Olur da karşıma çocuk çıkarsa verir mutlu ederim diye. Çoğu zaman o çocuk ben oluyorum.



4) Acı?

Acı, acı, acı neydi ya acı? Kusura bakmayın ya ben onsuz yaşamayı alışkanlık haline getirmişim. O her oyuna başladığında minicik bir gülücüğüm onu alt ediyor. Haliyle tanımıyorum kendisini.



5) Gülmek?

Beni güçlü kılan şey. Öyle kaslı maslı, dalyan boylu, kalın sesli biri değilim. Ama güçlüyüm. Onlarsızda güçlü olunabileceğini göstermek için. En büyük silahım yani gülümsememle güçlüyüm. Onla yapılıyım ben. Onla kanatlıyım.



Bu arada çok teşekkür ederim beni mimlediğin için Rüya Perisi.:)