erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2015 Pazar

ÜÇ YANLIŞ, BİR DOĞRUYU GÖTÜRDÜ



14 Şubat? sevgililer günü mü? katılmıyorum. Kadınlar için öncelikle Özgecan Aslan için sesini çıkartma günü. Kimisi gülüp eğlenirken biz Özgecan gibi yüzlerce kadının uğradığı şiddeti, tecavüzü, tacizi ve biçok yergiyi masaya yatırdık. Ardından onları sırtlanıp Adana' nın en işlek caddelerine taşıdık.

Kadın haklarını yalnızca kadınlar savunmaz. Feminist erkeklerde vardır ne tür kulp taksalar da kadın erkek eşitliğini savunan erkeklerde. Ben de onlardan biriyim. Bu gün bir yazı okudum.'Cinsiyet farketmez. Eğer bu gün tacize veya tecavüze sesini çıkarmazsan, yarın senide s...... ' katılıyorum. ve yarın ki güvenliğimi ve güvenliğimizi korumak için sesimi çıkarıyorum.


Özgecan Aslan Mersin' in Tarsus ilçesinde yakılarak karartılan bir yaşam gülüydü. Bunu yapanlara şerefsiz  demiyorum şerefte onların olsun sonuçta o da genel ahlaklarının bir ürünü. Genel ahlakları batsın. Özgecan Adana' dan Mersin'e gitmek üzere bindiği otobüste tecavüze uğranıp, elleri ve bir çok yeri kesilip sonrada yakılmaya çalışan 20'sinde bir KADIN. Otobüs şoförü iie birlikte iki kişi daha otobüsün güzergahını değiştirerek ıssız bir yere getirmiş. Gidişatın değiştiğini fark eden Özgecan direnmeye başlamış ama nafile. Teker teker tecavüz etmişler. Ne kadar dirensede hiç bir işe yaramamış. tecavüzleriyle kalmayıp kızcağızın ellerini kesmişler. Soruşturmada neden ellerini kestiği sorulunca tırnaklarında dna örneğim kalmasın diye yanıtlamış. ya insanlığa sığan durumlar mı bunalr seni de bir kadın doğurdu seninle dünyaya gelen bir kadın daha var. hayatını sana adamış bir kadın daha. etrafın bunca kadın doluyken sen hangi akla hizmet böyle pislikçe bir şeye kalkışıyorsun.

Bence bunların hepsi cehaletten. okuma yazmayı, şoförlüğü öğretmeden en başta empati kurmayı öğretmeli çocuklara. İşte o zaman nice güller solmadan geçer bu dünyadan. Empati herşeyin başı.
Eğer ki erkek kalıbı buysa her zaman söylerim vurup kırmaksa erkeklik, kendi dışındakileri ezmekse BEN ERKEK DEĞİLİM. 

Özgecan' ların yanında olmak için, Özgecan' ların böyle bişeyleri tekrar yaşamamaları için susmuyorum susmayacağım. Ey insanlar özellikle kadınlar ezmeyin kendinizi ezdirtmeyin. Gelin hep beraber bağıralım. Genel ahlakı yerinden söküp atmak için beraber kürek çekelim. Ben her zaman sizin yanınızdayım...

16 Ağustos 2014 Cumartesi

Erkek Başıma



Merhaba arkadaşlar.
Şimdi tabulardan birini yıkarken sizleri de tanık ilan ediyorum. Ben ki erkek başıma örgü örebilen biriyim. Kimine sıradan, kimine o ne be erkek örgü mü örermiş?. İşte kanıtı, yapabiliyor. Yapabilir. Yapar. Nasıl ki halk arasında Elinin hamuruyla erkek işine karışan kadınlar diye nitelendirilen hanımkızlar varsa işte elinin yağıyla mı diyeyim... Ne bileyim ya işte erkeklerde kadın işleri denilen işleri ki öyle bir şey yok (Herkes her şeyi yapabilir, özgürdür) örgü örmeyi, yemek yapmayı becere bilen kişilerdir.

Bende bir sanat öğrencisi olduğumdan el becerim iyidir diyerek elimi şişe yumağa attım. Annem çok karşıydı her elime aldığımda bana kızardı. 'O ne kadın gibi, bırak çabuk onu elinden' gibi şeyler söylerdi. Babam zaten Allahlık. Babam arkasını dönerken beraber ben elime alıyordum. Tırsıyordum.







İlk başlarda mıy mıy çok yavaştım. Ama şimdi kendimi geliştirdim. Şu ana denk iki arkadaşıma bere ördüm. Bere örüyorum çünkü çabuk sıkılan biriyim. En kolay biten şey o. Sonra gelecekteki minnacık bebeğime bir tane gökkuşaklı kazak ördüm. Ama bitmiş halinin resmi yok yarım yamalak resmiyle idare edin...








Yapıyorum işte. Hem akıllı ip denen zımbırtıdan da aldım ördükçe deseni çıkıyor. Ne güzel. Bildiğim çeşitli modellerde var; Selanik, düz, haroşe, lastik vb. O değilde niye utanıp sıkılarak, saklanarak yapıyorum ben bu işi. Ayıp değil ki.Toplumun bu dogmatikliği beni boğar oldu. Biraz daha yazarsam isyanlara oynayacağım.



Neyse işte ördüm hoş oldu. Sakın ha size de örmemi istemeyin. Hangi filozof olduğunu hatırlamıyorum ama birisi şey demiş 'Bana balık tutma, balık tutmayı öğret' demiş. İşte o hesap. İsteyene videolu anlatırım ben ama örmem.

Çok zevkli bir uğraş. Herkese tavsiye ederim. Stres atmakla beraber konsantrasyon ve parmak becerinizi geliştirirsiniz.

6 Haziran 2014 Cuma

Erkegim


Saçlarım uzundu, tıpkı bir kadın gibi görünüyordum. Sakalım bıyığım da yoktu. Zaten olsalar beni giriş kapısından girdirmezler. İstemez miyim ben şöyle bir pala bıyık bırakmayı? İstemez miyim ben o çift bıçaklı jiletle tıraş olmayı? Sevmiyorum pembeyi yada kırmızıyı zorla mı? Sevmiyorum o göz kamaştıran ışıltıya sahip cilalı tırnakları. Nasıl çekiyorlar gözlerine o rimel dedikleri fırçayı? Düşündükçe tuhaf oluyorum.

Yine kırmızı bir gündü. Bizim lisenin kızıl üniformasıyla herkes çok sıradan görünüyordu. Tüm kızlar tişörtünün altına o iğrenç bir sarı olan hardal rengi eteklerinin boyunu bacaklarının en üst mertebesine getirmek için 6 kat katlayarak yukarı çekmişlerdi. Benim pantolonum vardı, kenarları yeşil çizgili olan beyaz spor ayakkabımın bağcıklarını örtecek kadar uzun olan bir pantolonum. Hep bol giyinirdim diğer kızlar gibi değildim, hiç de olamamıştım. Benim tişörtüm uzunluğu onların eteklerinin bacaklarını kemirdiği hizadaydı.
Çok dediler bana 'Erkek Fatma' diye tamam erkekliği kabullenebilirim ama Fatma falan değildim. Sadece erkek gibi hissediyordum. 

4. dersin ortalarındaydık. Sınıf, saray haremi gibi kendi ortasından ikiye ayrılmıştı. Kızlarla erkekler hiçbir zaman beraber oturmazlardı. Ben o gün ilk defa arka cebinde çakı taşıyan, gömleğinin sol üst cebinde ince boncuklu gümüş tesbih besleyen erkeklerin yanında oturmayıp ait olduğum yere oturdum daha doğrusu zorla kızların yanına oturtuldum.

Erkeklerin oturduğu sıranın arkasından bir takım sesler geliyordu. Herkesin işitemeyeceği seviyedeydi o telefonun cızırtısı. Ben duydum, onları izliyordum. Yine ergenlikleri üstlerindeydi. Hocanın son anda bana baktığını farkettim. Benim baktığım yeri oda inceledi. O erkekler arka sıralarda sınıfta yapılmayacak kadar terbiyesiz olan şeyi, porno izlemeyi hiç çekinmeden hocanın gözüne sokarcasına yapıyorlardı. 

Bir an arka sıradaki kitabın havalandığını gördüm. O üzerinde Ali'nin Ayşe'yi sevdiğini, lise 3 hatırası diye not düşüp altına 8 tane kızlı erkekli isim listesini, bir de benim yazdığım o şiirin, hani o en sevdiğim her an ezberimde olan Ahmet Haşim'min şiirinin;
'Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden 
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak 
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak' 
yazılı olduğu sıranın tüm tozlarını yutarak havada uçan Edebiyat kitabını gördüm. Ahmet Haşim'e yaraşır bir biçimde tıpkı bir tüy misali usulca süzülüyordu Edebiyat ders kitabı. Yüksek bir ses, sınıfta herkesin yönünü döndüğü, rengini siyaha satan o yeşil tahtaya çarpmasına rağmen yılmayıp tekrar tekrar yankılanarak inledi kulaklarımızda. O ses; kovuyordu kızları, tabii ki beni de... 'Kızlar dışarı, erkekler yerinden bile kıpırdamasın ve hazır olsunlar bir erkek toplantısına.' dedi Türk Edebiyatını yalayıp yutan halihazırda Edebiyat hocası.  

Taki o vakte kadar ergenliğin başlarında olduğu için sesindeki hırıltıyı yutamayan bir erkek sesi yükseldi. Bu ses, üçüncü sırada oturan bıyıkları yeni yeni terlemeye başlayan kaşının içindeki ve alnının tepesindeki sivilceler her an patlamaya hazır olan sınıfın gevezesiydi. 'Sinem çıkmasın, o da bizden sayılır. O da erkek...' dedi, beni yerin dibine sokarcasına. Gözlerimdeki alevlerin sıcaklığını ben bile hissetmiştim. Çocuğa öyle bir baktım ki çocuğun cılız yeşil gözlerinin içine, kızardı o gözler. Yaşlarını o pis sıranın üzerinden toplayacaktı az kalsın. Bu ona yetmişti. 

Evet kadındım ama süslü falan değildim. Hem diğerleri gibi saç boyasıymış, ojeymiş hiç sevmem onları, umrum olmaz. Futbol desen okul takımındaki tek kızım. Saçlarımı kestirmeyi planlıyorum. Kararım kesin nasıl hissediyorsam öyle olacağım. Bunun görüntümle hiç bir ilgisi yok. Ben erkek hissediyorsam, erkeğimdir. Görünümüm fiziksel olarak kadın olduğumu bağırsa da ben erkeğim.