Book etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Book etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2014 Cumartesi

İki genç kızın romanı-Kitap Yorumu

Merhaba arkadaşlar,
Kitap yorumlarımda olmasa hiç yazamayacağım gibi görünüyor. İki genç kızın romanı ne zamandır okunacaklar listemdeydi fuarda da almak nasip olmamıştı. Bir gün yakın arkadaşlarımın birinde bu kitabı gördüm. Rafta eprimiş duruyordu. Sordum ablasınınmış. Hemen aldım oradan. Tabi ki izniyl
Perihan Mağden'in daha önce Ali ile Ramazan kitabını okumuştum. Dilerseniz Kitabın adına tıklayıp onunda yorumunu okuyabilirsiniz. 

Bu kitabın dilini başlangıçta sevmedim saçma sapan ayrıntılar ve kelimeler var gibi geliyordu. Ama yanılmışım yazarın kendine ait bir üslubu var. Bu da hoşuma gitti. Aralarda cinayet hikayeleri de var onlara bir türlü anlam veremedim. bazı ipuçlarını birleştirip üç beş bir şey tahmin ediyorum ama sadece tahmin.

Kitap başlığında dediği gibi 'iki genç kızın hikayesi' ni anlatıyor. Biri Behiye diğeri Handan. Behiye salaş ve rahat bir kız Handan ise tam cicili bicili... Kitap daha çok Behiye'nin gözünden gözünden anlatıyor olayları. Sırf Handan için evini ailesini bırakan Behiye'nin. Seviyor Behiye Handan'ı. Paylaşamıyor hiç kimseyle. Handan onun kurtulacaksın hissi. Daha o gelmeden haberi geldi. Bir çınarın dibinde çökmüşken Behiye. Handan'ın yaklaştığını hissetti. En kısa zamanda gelecek kurtulacaksın hissin. Dayan. Az kaldı.

Çok beğendiğim bir kitap oldu bu da. Ama yazarımız yine pek iyi bir sonla bitirmemiş kitabı. Yine hüzün. Yine gözyaşı. Olsun. Ben yinede sevdim kitabı. Okumanızı tavsiye ederim. 

19 Temmuz 2014 Cumartesi

Gizli Anların Yolcusu- Kitap Yorumu


Merhaba arkadaşlar,

Yine bir kitap yorumum ile kalemimi elime aldım. Henüz okumuş ve tadını hala damağımda hissettiğim kitap olan 'Gizli Anların Yolcusu' kitabını sizler için dile getireceğim. Daha önce hiç Ayşe Kulin' nin kitaplarından okumamıştım. Fuardan aldığım bu kitap ocak ayından beri okumamı bekliyordu ve nihayet okudum.

Ayşe Kulin, günümüz popüler konusu olan ama aslında insanlık çağından beri var olan ve kaç bin çeşit canlıda görülen eşcinsellik üzerine yazdığı bu kitap oldukça başarılı. Çok akıcı ve sürükleyici. Sırf gece ıssızlığında bu kitabı okuyacağım diye gün ışığını bile izler oldum. Beni son derece derinden etkiledi.

Her romanda kendimi bulduğum gibi bu romanda da kendimi aradım. Ortalarına geldiğimde kendimi çok kirli ve aciz bir insan gibi hissettim. Ama gerisini okuyunca herkesin elinin benimki kadar kirli olduğunun farkına vardım. Kitapta yalnız bir şeyi eleştirebilirim tabi haddimse, toplumun tiksinerek baktığı ve hastalık olarak gördüğü eşcinselliği sanırım birazcık da körüklemiş. Çünkü herkesin bildiği üzere eşcinseller çocukluğunda bir tacize uğramış yada aile bireylerinin birinin eksikliğini hissetmiş kişiler olarak tanımlanıyor ki bu çok yanlış bir düşünce... O kişilerde sizin benim gibi insan, onlarda yemek yiyor, müzik dinliyor. Hiç bir şeyleri eksik değil sonradan olabilecekleri bir şey de değil ,böyle doğulur. Ama Ayşe ablamız taciz olayıyla toplumun bu düşüncesini körükleyip sanki taciz kişiyi eşcinselliğe maruz bırakmış gibi bir yaklaşımda bulunmuş.

'Bu romanda sadece aşkı değil, 
toplumun zorladığı hayatları, 
harcanmış çocukları, 
kendi içindeki sırlarla en yakınlarını yaralayan ailelerin öyküleri 
soluk kesen bir tempoyla okuyacaksınız.'

Kitap bir yayın evi sahibi olan İlhami beyin ağzından konuşuyor. İlhami, evli zamanında ve 2 çocuk babası ama şimdi birini kaybetmiş ve arkasından yas tutmuş vaziyette bir adam. İlhami' nin girdiği çıkmazlarını, hatarını, ve onlar karşısında nasıl mücadele ettiğini anlatıyor kitap.

Velhasıl ben kitabı çok beğendim. Çoğu kez okurken kitap okuduğumu unutup olaylara kendimi kaptırmış bulduğum aşikar. Eminin sizlerde öyle olacaksınız. Şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum.

11 Ocak 2014 Cumartesi

Enjektörler Geldi

Geldi işte ilk kitap hediyelerim. Beni mutlu eden ağzımı kulaklarıma çivileyen hediyelerim geldi. Çok mutluyum ya. Sabah annemin sesine uyandım seni çağırıyorlar diye. Yerimden fırladığımla beraber kitaplarım geldi diyerek bir oraya bir buraya koşuşturmaya başladım.





 Düzenlediği çekilişi kazanamamıştım arkadaşımın. Ama kazanmayı çok istiyordum. O da bunu fark etmiş. Mesajlaştık falan istediğim kitapla beraber iki tane de sürpriz hediye gönderdi. İnsanlık ölmemiş ben söyleyeyim -Sanki insanlık bana hediye göndermeyle oluyormuş-


O defter nedir abi? Bayıldım yaaa. Yok böyle bir şey be. Ben ona bir şey yazmaya, çizmeye kıyamam. O sulu boya etkileri, o Galata Kulesi, o İstanbul' un büyüleyici güzelliği işlenmiş bir defter göndermiş bana.

Beni mutlu eden şeylerden biri işte yaşam kaynağım olan şeyler geldi. Artık hepsini beynime enjekte etmem lazım.




Ayraç da göndermiş böyle üzerinde çok tatlı bir aile var. Çok şirin. Ayraç koleksiyonuma yeni bir kral atandı işte bu sayede.


ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM MODERN TIPÇI GÜNLÜĞÜ.

4 Ocak 2014 Cumartesi

Özlem Resmim


Üşüyorum şu kış gecesi. Sıska ve dar omuzlarım, yanaklarımı öpüyor biraz ısınmayı ümit ederken. Bu kış gecesini özleyeceğimi  biliyorum kavrulurken sıcakta. Olsun ben sobaya iki odun atayım. İçimde minik bir kıvılcım yakan o şişko sobaya. Kıvrılayım arka tarafına. Elimdeki yanar döner renkli kaptaki patlamış mısırı bitirmeye çalışarak kitap okuyayım. Ne de olsa yalnızım bunu da yaparım.

Korkarım belki odanın dışından gelen çıtırtıya. Belki umrumda olmaz. Müziğin akışına bırakırım kendimi. Ne kadar borazan gibi olsa da sesim duştaki konserim gibi kendime mini sola bir konser hazırlarım. Başka kime söyleyeyim ki? Ne de olsa yalnızım.

Uzaklarda beni seven beni bekleyen bildiğini bilmek hoşuma gitmiyor değil. Ama burada yalnız kalmak hoş bir şey değil. Her gün bir surata hasret kalmak. Mesafelerin bir önemi yok gerçekten ama özlüyor insan işte. Sonuçta mesafeler sevmeye değil sevişmeye engel. Ne kadar gözden uzak gönle de  ırak olsa da ben dayanırım. Az mı dayandı başka şeylere bu sıska omuzlar? Buna da dayanırım ne de olsa yalnızım.

Kim bilir belki bir kaç çizgi oluşturur özlem resmimi.  Belki çıkar ortaya ansızın. Belki gelir o da resim bittiğinde. Yüreğimi coşturmaya. Hadi be çal kapı. Çal ki yerimde duramayayım. Heyecandan elim ayağıma dolaşsın onun gelmediğini bile bile umut içinde belki odur diye açayım kapıyı. Bir rüya olsun ve karşımda o olsun. Sarılayım kaburgalarını kırarcasına. Asla bırakmayayım hep yanımda dursun. Yorganın altına başlarımızı koyalım orada nefesi beni ısıtsın üşümeyeyim artık. Tutsun ellerimi titremesin ellerim artık. Ya resim bitmezse ya ansızın çalmazsa kapı ya karşımda onu göremezsem üşürsem yine. Üşürüm, ben yine üşürüm ne de olsa yalnızım.

31 Aralık 2013 Salı

Küçük Aptalın Büyük Dünyası

  
Merhaba arkadaşlar.

Yine yeni bir kitap yorumunu sizlerle buluşturmak için buradayım. Of! Of! Kıçımı kaşıyacak zamanım yok. Evden okula, okuldan kursa, kurstan eve saat akşam 8 oluyor. Yemek ye üstünü değiştir 9. Sonra ders çalış falan yatma vakti geliyor çatıyor. Çok az kitap okuyabiliyorum, o da ancak yollarda.

Kitaba gelince bu kadar tatlı ve bu kadar dobra bir yazar bir daha gelmez dünyaya herhalde. Ne kadar doğal birisi. Ben PuCCa günlük serisini okumaya 3. kitapla başladım. Sevdim. Yaa hayata bakış açımı değiştiriyor bu kız. Biz erkeklerin kadınları ütopyaya yerleştirdikleri bir dünyada kadınlarında en az erkekler kadar sevebileceğini, salak olabileceğini, sex düşkünü olabileceğini gün yüzüne çıkarmış. Çok kişiyi sevince toplumun kızlara taktığı 'oruspu ' kulpuna karşılık, gayet çok sevgili tüketip bunun oruspulukla alakası olmadığını, insanın her an sevip sevgisinin de her an vazgeçebileceğini kanıtlamış birisi PuCCa.

Çok sevdiğim bir kitap oldu bu. Kararımı verdim PuCCa günlük serisini kesinlikle kitaplığımda görmek istiyorum. 1. ve 3. kitabını okudum şimdide 2. kitabı olan 've geri kalan her şey' i aldım. Onu okuyacağım. Zevkli. Elimde bu kitabı görenlerin bir çoğu az yararlı şeyler oku diyor. Aslında  yüzlerine bağıra bağıra 'sanane istediğimi okurum' diyeceğim ama yufka yürekliliğim işte. Her neyse zaten romanlar öğretici metinler değildir bizim başkalarının tecrübelerini tatmamız için varlardır.


Okudum. Okuyorum. Okuyacağım.